AİLE İÇİNDE KÜLTÜR ÇATIŞMALARI

 

         Kültür ve kuşak çatışması nasıl ve ne zaman yaşanmaya başlar?

        Kültür insan başarılarının tümüdür; bu nedenle de herkesi her bireyi ilgilendiren, etkileyen ortak yaşama alanıdır. Özel/ toplumsal, bireysel, kamusal yaşamın öznesi olan birey, aile ortamında sıralanan bu üç alanın ortak paydasında yaşar. Başka deyişle, insan aile ortamında yaşantısını sürdürür. Diğer aile bireyleri ve yakın çevresiyle toplumsallığı yaşar. Aynı zamanda da ilişkilerin kurumsal ve hukuksal biçimde çerçevelendirilmesinden dolayı her birey aile içinde kamusal olanı da yaşar.Kültür toplumsal, kamusal olanı da belirler, dolayısıyla özel/bireysel olanı da etkiler. Aile içinde ortak değerlerin, ortak davranış biçimlerinin sergilemesinde aksamalar oluştuğunda kültür çatışması da başlamış demektir. Dünyaya aynı ya da benzer kavramlarla bakamayan kişiler arsında kültür çatışması var demektir. Bu aile ortamında çok sık rastlanan olgulardan biridir.

        Kültür çatışmaları farklı yaş gruplarında olduğunda kuşak çatışmasına dönüşür. Yinelemekte yarar var; kavramlar farklılaştığında, ortak değerler somutlaştırılırken farklı noktalardan hareket edildiğinde, kültür çatışması ve bunun uzantısı olarak da, kuşak çatışması kaçınılmazdır. Toplumsal hareketlenmenin arttığı her ortamda, örneğin göç ortamında bu tür çatışmalar daha yoğunlaşır. Ancak bu türden çatışmaların üstesinden gelmek her zaman mümkündür.

        Kültür ve kuşak çatışması aile içi iletişimi nasıl etkiler?

        Aile, içinde yaşayan bireyleri en çok etkileyen ortam olduğuna göre, dünyaya benzer ya da aynı kavramlarla bakmayan insanlar topluluğu haline getirildiğinde, artık bütün iletişim kanalları tıkanmış demektir. Böyle bir ortamda iletişim, istenen amaçlanan nitelikte olamayacağı için, işbirliğinden de söz edilemez. Böyle bir ortamda paylaşımda artık ya hiç yoktur ya da sadece iç güdüsel/biyolojik niteliklidir. Kültür çatışması ise bir iletişim ortamı olan aileyi sonunda ortadan kaldıracak boyuta kadar gidilebilir.

        Aileler bu konuda ne yapmalı? Nasıl davranmalıdır?

        Bireylerin; günlük yaşamlarını sürdürürken, dünyaya bakarken kendisinden hareket ettikleri, yaralandıkları kavramsal çevrelerin hesabını vermeleri, davranışlarını gerekçelendirmeleri son derece önemlidir. Aile ilişkilerinde açıklık ve açıklığa dayalı diyalog, sorunların çözümünde en iyi aracı ortamlardır. Bu bağlamda çoğunlukla hoşgörüden söz edilir. Ancak hoşgörü zaman zaman sorunların üzerini örtebilir. Çözüm yollarını göz ardı etmeye yol açabilir. Zaman zaman da, aldırışsızlığa neden olabilir. Aldırışsızlık da, ileride daha büyük ve kültür çatışmalarının hazırlayıcısı olur. Bu nedenle, bireylerin kişilerin açıklık ilkesine dayalı olarak gerçekleştirecekleri diyalog, kültür çatışmalarının ilkin çözümlenmesinde, beri taraf edilmesinde en iyi çare gibi görünmektedir. Ancak açıklık ilkesi her zaman hesaba katılmalıdır. Çatışmalı durumlar ileri boyuta ulaştığında, uzman desteğine başvurmak da son derece önemlidir. Kültür çatışmalarında önemli bir nokta da kişilerin kendilerini eğitmeleridir. Aralarında ortak yaşama alanları oluşturmak üzere kişiler kendilerini eğitmeli, kültür çatışmasını ortadan kaldırmalıdır.

        Bu problem nasıl çözülür?

        Sorun kuşkusuz eğitimle çözülür. Her çatışmalı olgu ya da çatışma olgusu, kendi durumu içinde ilkin çözümlenmeli, ardından da uygun çözüm yolları üretilmelidir. Ancak özellikle aile ortamı içinde sorunların üzerinin örtüldüğü ve gereken önlemlerin alınmadığı sık rastlanan durumlardandır. Sorun sanki, çözüme kavuşmuş gibi davranır bireyler. Oysa sorun çözülmemiştir. Tam tersine içten içe sürüp gitmektedir.

        Bu nedenle çözüm yolları üretirken şu noktalara dikkat edilmeli;

        * Her çatışma olgusu tek/biricik/özel bir durumdur. her şeyden önce buna göre ele alınmalıdır.

        * Her olgu sadece şimdiye bağlı olarak değil, arka planı ile incelenmelidir.

        * Çatışan kültür öğesi ya da öğeleri ayrıntılı olarak incelenmelidir.

        * Sorun kimleri ilgilendiriyorsa, o kişiler çözümleme ve çözüm yolları üretme aşamalarında etkin olmalıdır. Bu diyalog ortamının yaratılması anlamına gelmektedir.

        * Bireyler özne olarak kendilerini algılamalı ve başkalarınca da öyle algılanmalıdır.

        * Sürüp gitmesi istenen kültür öğesinin insan haklarıyla çatışıp çatışmadığı dikkate alınmalıdır. İnsan haklarına ters düşen kültür öğeleri hiç bir şekilde korunmamalıdır. Bu nedenle kimi alışkanlıklar, davranış biçimleri insan hakları kavramı bakımından değerlendirilmelidir. *Karşı çıkılan kültür öğesi için törel nitelikli değil, sağlığa dayalı gerekçeler oluşturulmalıdır. Ancak bu durumda sorunlar çözülebilir.

Hazırlayan: A. Kerim MELLEŞ |http://www.facebook.com/KerimMelles

 



 

 

 

BİZE ULAŞIN      Favoriye Ekle     ZİYARETÇİ DEFTERİ      FORUM

 

A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com | www.hikayearsivi.net | www.mucahidler.com