|
EKSİK VE TAMAMLANMIŞ KİŞİLİKLİ ANNE-BABA
Eksik kişilikli anne-babalar kendi kendilerini olduğu gibi kabul edemezler,
sanal bir dünyada yaşarlar, kendilerini olduğundan daha farklı görür ve
gösterirler. Bu nedenle duyguları, düşünceleri ve hatta eylemleri dahi, gerçek
değil, eğretidir. Bunun için de hayatın içerisinde gizlenen ayrıntılardaki hazzı yakalayamazlar, ânın saadetini
yaşayamazlar, ömürleri sızlanma, yazıklanma, şikayet ve kahırla geçer. Bu nedenle de
ellerine tutuşturulan her reçeteyi hemen uygulamaya hazırdırlar. Kendi hayatlarının
imrenilecek yönlerini göremeyen bu kişiler, başkalarının hayatına imrenirler. Onun için de
gözleri ve gönülleri hep dışarıdadır. Bir türlü "kendilerine gelemezler". Başkalarının
yalanı, onlara kendi gerçeklerinden daha alımlı ve cazip görünür.
Eksik kişilikli insanlar varlıkla sınandıklarında kapris yaparlar, yoklukla
sınandıklarında komplekse kapılırlar. Çünkü, eksik kişilikli eşler, hiç bir şeyi gerçek
boyutuyla görmek istemezler. Eksiklerini başkalarına fark ettirmemek için, mevcut açığı
"rol" yaparak kapatırlar. Yaptıkları rolün kendilerini daha bir ele verdiğini çoğu kez
fark edemezler. Kişiliklerini tamamlama, kendilerini gerçekleştirme ve bütün bir insan olma
çabası içine girmek yerine, savunmaca bir tavır sergilerler.
Kişiliklerini tam olarak gerçekleştirmiş eşler, dalgası durulmuş bir deniz gibi
mutmaindirler. Mükemmel olmadıklarını bilirler. Eksikliklerini bildikleri için onlar bütün
kişiliklerdir. Eskiler bu erdemi
"Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz"
sözüyle kalıba
dökmüşlerdir. İslâm irfanındaki
"İnsân-ı kâmil"
deyimi,
"mükemmel insan"
anlamına değil,
"Eksik kişilikli olmayan, kendi kendini gerçekleştirmiş bütün şahsiyet" anlamına gelse
gerektir.
|