Sümeyye Diyari Forum

 ANA SAYFA   Sümeyye Diyari | Sevgiye ve Kalplere Açılan Bir Kapı

 ÇOCUKLARIMIZA ALLAH'I NASIL ANLATALIM  



 
Çocuklarımıza ALLAH' Nasıl Anlatalım- Prof. Dr. Mehmet Emin AY

                                                                                                                             

ÇOCUKLARIMIZA ALLAH'I NASIL ANLATALIM

   - ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE DİNİ GELİŞİMİ

ÇOCUĞUN GELİŞİM ÇAĞLARI

    Çocuk psikolojisiyle ilgili eserlere bakıldığında6, çocukluk çağının çeşitli devrelere ayrıldığı görülecektir. Bunun böyle ol­ması, hem incelemeyi kolaylaştırmakta hem de-sonuç itibariyle-daha elverişli olmaktadır. Ayrıca bir konuyu bütün olarak ele alıp incelemenin, bölümler halinde incelemekten daha zor olacağı da bir gerçektir. Bundan dolayı, çocuğun psikolojik ya­pısını daha iyi tanıyabilmek için, çocukluk çağını çeşitli devre­lere ayırarak inceleyeceğiz."

    Genelde kabul edilen aşağıdaki tablo bizim için esas olacaktır.

    A. Bebeklik (Doğum - 2. yıl)
    B. İlk çocukluk (2-6. yıllar)
    C. Son çocukluk (6.-11. yılları arası), Kızlar
                      (6.-13. yılları arası), Erkekler

    A. İlk Çocukluk Devresi (2-6. yıllar)

   Yukarıda esas olarak kabul edilen gelişim safhaları çerçe­vesinde, ilk çocukluk devresini incelemeye başlarken, bir nok­taya değinmek yerinde olacaktır. Çocukluk çağlarını kesin sı­nırlar ve çizgilerle tasnife tabi tutmanın zor olacağı, hemen her psikoloji kitabında ifade edilmekte ve bunda bir çok faktörün rol oynadığı belirtilmektedir.7 Aynı şekilde, ilk çocukluk dev­resi içinde yer alan yıllan da kesin çizgilerle ayırmanın zorluğu ortadadır. Buna rağmen, bu devreyi, (2-4.) ve (4-6.) yaşlar ola­rak ele alıp incelemenin daha uygun ve elverişli olacağı inan­cındayız. İlk çocukluk yıllarının, çocuğun geleceği bakımından büyük bir önem arz etmesi, gelecekte kişinin yaşayacağı dinin temellerinin büyük ölçüde bu dönem içinde oluşması8 ve insan­da ruhî hayatı oluşturan ilk önemli etkenlerin bu devreye ait ol­ması,9 bu yıllar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayı gerektir­mektedir.
 
    a. (2.-4.) Yaşlar:

   Bazı psikologlar 2. yaşı, hayatın "Saadet Yılı" olarak kabul etmektedir. Çünkü çocuk bu yaşla birlikte, yürüme ve konuşma gibi iki önemli yeteneği kazanmıştır.10

   Süt çocukluğunu geride bırakan çocuk, artık çevresiyle il­gilenmeğe başlayacak, dengesiz yürüyüşüne ve beceriksizliği­ne bakmadan, her yere uzanmak ve her şeyi tutmak isteyecek­tir. "Müstakil olma devresi" olarak ta bilinen bu çağın özellik­leri şu şekilde özetlenebilir:

   Bebeklik çağından çıkmasıyla birlikte çocuk, artık zama­nının büyük bir bölümünü yatakta veya kucakta geçilmeyecek­tir. Yürüme yeteneğini henüz kazandığından, ayakta durma de­nemeleri yaparak, yavaş yavaş yürümeye çalışacak ve sürekli hareket halinde olmak isteyecektir. Ortaya çıkan kudret duygu­suyla, başkalarına muhtaç olmadığını göstermek istiyormuşçasına elinin ulaşabildiği her eşyayı almak ve oynamak isteye­cektir. Durmadan konuşacak; usanmadan sorular soracaktır. Her gördüğüne sahip çıkacak, evde bulduğu kitabı, defteri, okuyormuş gibi yapacak, eline kalem geçirdiğinde ise rast gele çizecek, bazen de yutacaktır. Bulduğu her şeyi, yenilir olup ol­madığına bakmaksızın ağzına götürecek; evin içinde, nerede ne bulursa onunla, kimseye sormadan meşgul olacak ve kendi isteğince oynayacaktır.11

   Bu yaşlarda çocuk, özellikle duygusal bir tabiata sahip ol­duğundan, düşüncelerinde akılcı (rasyonalist) davranamaz. Duygulan daha yayılıcı olduğundan, bağlı bulunduğu kişileri ve objeleri tanırken, önce duygularıyla hareket eder.12 Meselâ, iki kişiyle karşılaştığında, onlardan hangisi kendisine sevgi göstermişse, önce ona karşı yakınlık duyar.

   Bu çağ onun çok çabuk ilerlediği bir çağdır. Bu yaştan iti­baren aile dışındaki kişilerle de ilgilenmeğe başlar, aynı zaman­da akranlarıyla da birlikte olmaktan zevk alır.13

   İki yaşındaki çocuğun tüm beceri ve eğilimlerini, "güçlü olma ve bağımsızlık" duygulan büyük ölçüde etkilemektedir.14 Bu yaşlardan itibaren çocuğun dinî inançla karşılaşması da ilgi çekicidir.15 Ancak, onun bu karşılaşma sırasındaki tavrının, di­ğer olaylar karşısındaki durumundan farksız olduğu göz önünde tutulmalı16 ve çocuğun en erken, üç yaşından itibaren dinî ni­telikte bir korku ya da davranışla ilgilenmeye başladığı bilin­melidir.17

    b. İnatçılık Devresi (Negativizm=Olumsuzluk):

   İki ilâ üç yaşlan arasında ve genellikle 2,5 yaşından sonra, geçici bir süre için çocukta inatçılık ve uyumsuzluk görülmek­tedir. 2,5 yaşlan, çocuk gelişimindeki zorlu dönemlerden biri­dir. "Serkeşlik devresi" de denilen bu dönemde çocuk, denge­siz, olumsuz, kararsız ve isyankârdır. Büyüklerinin sözünü din­lemez; hatta söylenenin tersini yapar. Hareket ve davranışları kısıtlandığında ise, öfkelenir. Her işi yardım görmeden kendi başına yapmakta direnir. Aşın disiplin ortamında negativizmin arttığı görülür. Bu dönemde oluşan saplantılar ve bunalımlar ise ileriki yıllarda inatçılık ve direnç belirtileri şekline dönüşe­bilir.18

   Bazı psikologlar ise bu dönemi, "tik yeni yetmelik çağı" olarak niteleyerek, çocuğun bu devredeki davranışlarını, genç­lerin bulûğ çağı öncesindeki durumlarına benzetirler.19

    Bu yaşlara olumlu açılardan bakılacak olursa, bu dönem­deki çocuğun enerjik, meraklı ve hareketli olduğu görülecektir. Bu dönemdeki çocuğun yüklendiği başlıca görev, güçlü bir benlik duygusu kazanmak ve kendi kişiliğinin bilincine var­maktır.

    Negativizm döneminin bitmesiyle, çeşitli huysuzluk ve uyumsuzluklarını terkeden çocuk, üç yaşından itibaren çevre­siyle olumlu ilişkiler içine girmektedir. Bu yaşlarda anne-ba-basını, hatta kardeşlerini bile hoşnut edecek davranışlara yö­nelmiş; ayrıca, bekleme ve paylaşmaya da alışmıştır. Çocuğun bütün dünya ile barış içinde olduğu kabul edilen üçüncü yaşa eğitim yönünden, belirli kuralların yerleştirilmesi için, en uy­gun dönem gözüyle bakılmaktadır.20

    Üç yaşındaki çocuğun masallara, hikayelere ve çizgi film­lere ilgisi artmıştır. Elinde tutabileceği kısa öyküler ve ilginç resimleri içeren küçük kitaplardan hoşlanmaktadır. Bu kitap­larda çoğunlukla, gerçek dışı şeyler anlatılmasına rağmen, ço­cuk bunları dinlerken büyük bir zevk duymaktadır.21 Zira ço­cukların bunları dinlerken büyük bir zevk duyması, bu yaşın en belirgin özelliklerinden biridir.22

    Dinî yönden bu yaşın önemli sayılabilecek özelliklerine gelince; çocuğun masallara ve hikayelere karşı içinde büyük bir ilgi duyduğu bu sıralarda, inanma ile ilgili hikayeler ve menkıbeler, çocuğun dinî hayal gücünü ve duygusunu uyandıracağı gibi; eşyanın içinde ve ötesinde gizli kuvvetler olduğu düşünce­sinin gelişmesini de hızlandıracaktır. Neticede-soru sorma ça­ğının da başlamasıyla-çocuk, ne, nasıl ve neden? sorularıyla her şeyin aslını öğrenmeye çalışacak; bu soruların bir devamı olarak, başta "Allah kimdir; nedir; nasıldır; ne kadar büyük­tür?" gibi sorularla yaratıcı gücü aramaya başlayacaktır.23

    c. (4.-6.) Yaşlar:

İlk çocukluk devresinin ikinci bölümünü oluşturan 4 ilâ 6 yaşlan arasında kalan devrede, çocuk yine birtakım iniş çıkışla­rın tesiri altındadır. Ne var ki, inatçılık dönemi atlatıldıktan sonra, çocukta "biz" kavramı yavaş yavaş teşekkül ederek, sos­yalleşmeye doğru adım atılacaktır. Çocuk "biz" derken, anne baba, kardeşler ve yakın akrabalarını kastetmektedir. Yardım­laşma duygularının gelişmesiyle,24 çevreye karşı da açık bir ni­telik kazanacaktır. Arkadaşlarıyla pek iyi geçinemese bile, ar­kadaşlık etmek, onun için en önemli olaylardan biridir.

Çocukta bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, birtakım olum­suz yönler de göze çarpmaktadır. Bu yaştaki her çocukta, sık sık ölçüyü kaçırma hareketlerine rastlanır. Gövde hareketlerinde ölçüyü kaçırır, vurur, tekmeler, tepinir. Konuşmasında ölçüyü kaçırır, küfürleri, ayıp sözleri özellikle başkalarının yanında söyleyerek, üstünlüğü ispatlamaya çalışır. Aynı şekilde, kişisel ilişkilerinde de ölçüyü kaçırır, çevresindekilere buyruk verme­ğe ve hükmetmeğe özenir, kısıtlamalara ve kurallara karşı çı­kar. Bu yaşta hayal gücünde de büyük bir gelişme vardır. Ço­cuk, gerçek ile hayâli çoğu zaman birbirine karıştırır. Bu yüzden kafasında kurduğu hayalleri gerçekmiş gibi anlatır ve bu da annesi tarafından yalancılıkla suçlanmasına sebep olur.25

    Dört yaşındaki çocukta mülkiyet duygusu yoktur. Ego-santrik duyguların tesiriyle, gördüğü her şeyin kendisine ait ol­duğuna inanır.26 Bunun bir sonucu olarak, komşusunun evinde oynadığı oyuncağı, giderken evine götürmek ister. Çünkü, ona göre bir şeyi ele almak ile, ona sahip olmak aynı şeydir.

    Dinî inancının canlılık kazanması, bu yaşın önemli özel­liklerinden sayılmaktadır.27

    Dördüncü yaştan sonra, ilk çocukluk devresinin düğüm noktası olarak nitelendirilen beşinci yaş, aile ve çocuk açısın­dan "altın yaş" olarak bilinmektedir. Kendine güveni arttığı için, eskisine oranla daha serin kanlı, daha yumuşak, daha anla­yışlı ve başkalarıyla ilişkilerinde daha uyumludur. Genellikle becerebileceğini sezdiği işlere girişir ve bu yüzden de giriştiği işlerde basan sağlar. Dört yaşındaki çocuğun bocalamalar için­de olmasına karşılık, beş yaşındaki çocuk, tutarlı ve kararlıdır. Dört yaşındaki bir çocuk, yapmakta olduğu resmin, bitinceye kadar ne resmi olduğunu bilmediği halde, beş yaşındaki çocuk, ne yapacağını önceden tasarlar ve bu tasarıyı gerçekleştirmeğe çalışır. Başladığı şeyi bitirmek ister; yaptığı işi nerede bitirmesi gerektiğini bilir. Davranışlarını kontrol edebilir.28

    İçinde bulunduğu yer ve zamanla sınırlanan dünyası ona yeterlidir. Hayal gücünü kullanmaz. Nesneleri, kullanışlılık açısından tanımlar: "Kuyu, kazmak içindir."; "Dondurma, ye­mek içindir." gibi... Ne çevresiyle ne de kendisiyle çatışma ha­linde değildir. Üç yaşlarındayken gösterdiği uyumu, bu yaşta daha üst düzeyde olmak üzere yine gösterir. Annesi hâlen onun için her şeydir. Ona yakın olmayı, ona yardım etmeyi, onu se­vindirmeyi ister.29 Dolayısıyla, beş yaşından itibaren, çocuğun kalbine hitabetmek ve ondan annesinin hoşuna gidecek davra­nışları istemek mümkündür.30

    Zikredilen bu olumlu davranışlar yanında, yine de çocuk çevresine bağımlıdır, güçsüzdür. Dolayısıyla bakılmak, korun­mak ve kollanmak ister. Hızlı bir zihin ve dil gelişmesi vardır; sürekli deneme ve öğrenme içindedir. Ancak zekâ ve zihnî ge­lişmesi tamamlanmamış olduğundan, realiteleri, olayları, ha­yal gücüyle ve birtakım korkularıyla çarpıtabilir. Gördüklerini ve duyduklarını eksik idrak ettiği gibi; yanlış bir şekilde de yo­rumlayabilir.

    Zaman kavramı henüz lâyıkıyla gelişmemiş olup, düşün­celerini ve duygularını oyun vasıtasıyla ifade etmeğe meyilli­dir. Bu yaşlarda da düşüncesi, müşahhas olan (görülebilen) şey­lere yöneliktir.

    Canlı cansız ayırımı yoktur; canlı olarak kabul ettiği bebe­ğiyle konuşur, dertleşir; ayağına çarpan ve canını acıtan bir eş­yaya ise gayet rahat bir şekilde kızarak onu azarlar.31

    Bütün bunların yanında denebilir ki, beş yaşındaki çocuk her yönden denge içindedir, kendi kendine yeterliliği ve çevre ile uyumu vardır. Kendine güvenir ve aynı zamanda karşısında-kilerle de baş kaldırmadan uzlaşabilir. Dikkatli, anlayışlı, sezgi ve algılarında güçlüdür. Nâzik, düşünceli ve cana yakındır. Kı­sacası, beş yaşındaki çocuk, çevresine sevinç getiren bir varlık­tır.32

    Son çocukluk dönemine geçmeden önce, genel anlamda ilk çocukluk yıllarını özetleyici bilgilere ve bu yıllardaki dinî gelişimin durumunu belirleyen ifadelere yer vermek yararlı olacaktır.

    Aşağı yukarı 2. yaştan başlayarak 5-8. yaşlara kadar süren döneme "oyun çağı" da denmektedir. Bu yaşlarda büyüme ve Fizyolojik süreçler kararlılık kazanmış olup, çocuk kendi başı­na oynayabilecek ve bazı işleri yapabilecek duruma gelmiştir. Bu yaşlardaki çocuklar, rahatça yürüyebilmekte, koşabilmekte ve konuşabilmektedir. Ayrıca, kendi kendine yemeyi, giyin­meyi, cinsiyet farkını, sevmeyi, sevilmeyi ve sevgiyi paylaş­mayı da öğrenmiştir.33

    İlk çocukluk yıllarındaki çocuklarda başkalarına benzeme ve büyükleri taklit etme arzusu da görülmektedir. Kız çocuğu anneye, erkek çocuğu babaya yardımcı olmak, onların işini be­nimsemek gibi özellikler göstermektedir. Kız çocuklar için an­neler, erkek çocuklar için de babalar en güçlü ve en başarılı in­sanlardır.34

    Bu yıllara dinî gelişim yönüyle bakılacak olursa; Bu çağ­daki çocukların zekâsı henüz mücerret (= görünmeyen) kav­ramları anlayacak seviyede gelişmediği için, çocuğun, dinî eğitimde kullanılan kelimelerin çoğunu anlayamadığı görüle­cektir. Bazı kelime ve cümleleri papağan gibi tekrarlayabilir; fakat bunlar, onun için henüz bir şey ifade etmemektedir. Egosantrik duygular tesiriyle, dine olan alâkası da egosantriktir. Dua, çocukça arzuların yerine getirilmesi için baş vurduğu bir yoldur. Allah'ı ise, tıpkı anne-babası gibi, bir şey isteyince yeri­ne getirecek bir kimse olarak düşünmektedir.35 İlk çocukluk yıl­larında, çocukların dinî hikayelerden oldukça etkilendikleri ve bu yaşlarda dine karşı büyük bir ilgi ve istek duydukları da tesbit edilmiştir. Ayrıca, zihnî ve ruhî gelişmenin imkanlarına da­yanarak yaratıcı gücün mahiyetini araştırma denemelerine gi­riştikleri bu yaşlar, çocukların kendilerine anlatılanlardan da kolayca etkilendikleri bir dönemdir.36

    B. Son Çocukluk Devresi (6-11. yıllar)

   Genellikle 6. yaştan başlayarak, kızlarda 11, erkeklerde ise 12. yaşa kadar süren bu çağa, "Son çocukluk devresi adı veril­mektedir.37 Bu devreye sahne olan yılların, bir bütün olarak ele alınacağını öncelikle belirtmek gerekir.

    Ferdî farklılıklar nedeniyle, çocuktaki gelişim safhalarını kesin sınırlarla belirlemek mümkün olmasa da, 7-12. yaşlar, ço­cukta açıkça fark edilebilen, belli ve önemli bir gelişim dönemi olmasıyla dikkati çekmektedir. Çünkü yedince yaş, çocukta ta­bii yönelişlerin ortaya çıkmaya başladığı yaştır.38 Aynca bu yıl­larda büyüme hızının istikrar bulduğu da gözlenebilmektedir. Çocuk zaman kavramlarını öğrenmiş ve bazı oyunlarda beceri kazanmıştır. Okuma, yazma ve hesaplama gibi temel okul be­cerilerinin yanında, akranlarıyla yaşamaya da alışmıştır. Ev dı­şındaki başka yetişkinlerle ilişki kurabildiği gibi; kendi davra­nışlarının sorumluluğunu da yüklenebilecek bir duruma gel­miştir.39

    Yedi yaşından itibaren, belirli ferdî idrak gücünü ortaya koyan çocuk, konuşmakta, hüküm vermekte ve sonuç çıkarmakta oldukça ilerlemeler gösterebilmektedir. Zihnî fonksi­yonlarının işlerlik kazanması sayesinde, eşya ve olaylar hak­kında tecrid (ayırma) ve ta'mîm (genelleme) yoluyla bir takım kavramlar edinebilmektedir. Uzun bir çalışma pahasına da olsa çocuk bu yaşlarda, soyut düşünceye lüzumlu fonksiyonları el­de ederek, müşahhas olan şeylerden ve hayâlden sıyrılarak, mücerret olan kavramlara ve gerçeklere doğru bir açılış için­dir.40

    6 ilâ 7. yaşların ayırıcı özeliklerinden biri de zihnî açıdan, "akıl çağı”nı oluşturmasıdır. Çocuktaki zihin gelişimiyle ilgili araştırmalarında Piaget, 6-7. yaşından itibaren çocuğun daha rahatça "nereden, nereye" sorularını sormağa başladığını tesbit etmiştir.41 Bugün bazı psikologlarca yedinci yaşın çocukta ayırt etme (temyîz) yaşı olarak kabul edilmesi görüşünü,42 yıl­larca önce Gazzâlinin de savunması, ilgi çekicidir. Gazzâliye göre, yedi yaşından sonra çocuğun temyiz gücü artık gelişmiş ve o, duyulan objelerin dışında olan şeyleri de kavrayabilecek bir duruma gelmiştir.43

    Son çocukluk devresinin diğer bir adı ise, "Öğrenme dönemi"dir. Çünkü bu yaşlardaki çocuğun ruhî durumu, öğren­meye ve topladığı bilgileri zihnî koordineye tâbi tutarak işle­meye; duygulan, düşünceleri ve davranışlarıyla, sosyal hayata uyum sağlamaya elverişli bir hale gelmiştir. Kısaca, yedi yaşın­dan itibaren çocukların, sistemli bir eğitim ve öğretime ruhen hazır bir duruma geldikleri söylenebilir.44

    Yedinci yaşın bizim açımızdan önemli olan özelliklerine gelince; Anlatım yeteneği oldukça gelişmiş olan çocuk, kendi­sini, türlü ilişkiler içinde olduğu kadar, doğrudan da anlatabi­lecek bir duruma gelmiştir. Çocuk üzerinde, güven duygusu ve samimi bir hava oluşturulacak olursa, gelişim derecesine göre ondan dinî duygu ve düşüncesi hakkında zorlanmadan değerli bilgiler alınabilmektedir.45 Zira Piaget'nin ifadesiyle, yedi ya­şından itibaren, çocukları sözle anlamak ve onlarla anlaşmak mümkündür.46

    Bu yaşlarda dinî inanç gelişme döneminde olduğundan, çocukların dinî kavramları öğrenmeleri ve konuşma diline ak­tarmaları da oldukça gelişmiştir. Bu sayede onlar, inançlarını zorluk çekmeden anlatmaya başlamışlardır. Zaman zaman iç­lerinde, Allah'a güven içinde inananlar olduğu gibi, inançları­nın sebeplerine de inebilen çocuklara rastlanmıştır.47 Zaten ge­nelde, 6-7 yaşlarından sonra çocuk, çevre ve hadiseleri, müna­sebetleri içinde kavramaya ve yavaş yavaş mücerret aleme nü­fuz etmeye başlar.48 Böylece bu çağdaki ruhî gelişimlerinde ço­cuklar, tabii olarak Allah'ın her yerde olduğunu ve her türlü iş­leriyle ilgilendiğini düşünmeye hazırdırlar. 7-10 yaşlan arasın­daki yıllar, aynı zamanda çocukta ahlâkın da istikrarlı bir hal al­masına yardım edecek olan derin bir dinî gelişmeye sahne olan yıllardır.48

    İlkokul dönemindeki gelişmesi ilerledikçe, çocuğun daha az egosantrik davranışlar gösterdiği ve toplumsal yönde de hız­la geliştiği görülmektedir. Özellikle, 8-10. yaşlarda, çocuğun sosyal, zihnî, fikrî, manevî ve estetik bakımdan sahip olduğu ferdî kabiliyetleri, ilgiler vasıtasıyla ortaya çıkmaktadır.49 Dü­şünce tarzı ise, kıyasî (analogic) bir muhakemeden, tümden ge-lime; diğer bir ifadeyle, bütünden parçaya doğru (deduction) gelişme göstermektedir.50 Bu yaşlardaki çocuklar da mutlu te­sadüflere, hurafelere, büyük bir inançla bağlıdırlar.51

    Bu devrenin sonlarına doğru, 10 yaşlarındaki çocuk, temel gelişiminin doruk noktasındadır. Bedenî ve ruhî yönden önem­li ölçüde olgunlaştığı gibi; büyüklerle ilişkilerinde de dengeli, uyumlu ve başarılıdır. Kısaca, çocukların en mutlu oldukları yaş, 10 yaşlandır denilebilir.

   Son çocukluk devresinin, dinî yönden arz ettiği, önem şu şekilde özetlenebilir: 7 ilâ 11 yaşlan, çocukta vicdan denilen üst-ben (süper-ego)in oluştuğu ve ahlâkî şuurun geliştiği bir dönemdir. Özellikle 9-10 yaşlarından itibaren, çocuk artık iyi-kötü, haklı-haksız kavramlarını ayırabilecek bir durumdadır.52 Ne var ki, bu yaşlarda kendisine, ideal bir insan tipi seçme ihti­yacını şiddetle hissedeceği53 için, yetişkinlerin bu konuda dik­katli davranması gerekmektedir.

------------------------------------------------------------------------------------------------

6. Bk. L Cole-J. Morgan, Çocukluk ve Gençlik Psikolojisi, (çev. B. H. Vassaf) s., 3; Refia Semin, Ruh Sağlığı, îst. 1979, s. 18; Halûk Yavuzer, Çocuk ve Suç, ist. 1982, s. 13; Feriha Baymur, Genel Psikoloji, ist. 1984, s. 58.
7. Baymur, age, s. 57; Atalay Yörükoğlu, Çocuk Ruh Sağlığı, Arık, 1984. s.17; Armancr, Din Psikolojisi Giriş l, Atık. 1980, s. 80.
8. Kerim Yavuz, Çocukta Dinî Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi, Ank,1983, s. 27.
9. Alfred Adler, İnsanı Tanıma Sanaü (çev. S. Başar) ist 1985, s. 13.
10. Russel, age, s. 77.
11. Geniş bilgi için bk. Ayhan, age, s. 200.; Alalay Yöriikoğlu, Gençlik Çağı, Ank. 1986. s. 13.
12. Yavuz, age, s. 198.
13. Yavuzer, age, s. 131.
14. Yavuzer, age, s. ay.
15. Bk. Yavuz, age, s. 41.
16. Özbaydar, age, s. 12.
17. Armaner, age, s. 83.
18. C.L, Sandström, Çocuk ve Gençlik Psikolojisi (çev. R. Semin) ist. 1971, s.36; Dalat, age, s. 106.; Yavuzer, age, s. 134.
19. Dodson, age, s. 59, 61 vd.
20. Dodson, age, s. 63,93.
21. Yavuzer, age, s. 140.
22. Jacquin, age, s. 70 vd.
23. Yavuz, age, s. 40,71.
24. Tuncel Alünköprü, Çocuğun Başarısı Nasıl Sağlanır, ist. 1979, s. 58.
25. Dodson, age, s. 94 vd.; Fevzi Samuk, agt. s. 10.
26. Rasim Adasal, Medikal Psikoloji, îsl. 1977, s. 122.
27. Yavuz, age, s. 41; Yavuzer, age, s. 140.
28. Sandström, age, s. 41; Yavuzer, age, s. 140.
29. Dodson, age, s. 96.
30. Jacquin, age. s.84.
31. Samuk,agt, s. 11
32. Dodson, age, s. 97.
33. Baymur, age, s. 57
34. Ayhan, age, s. 201.
35. Özbaydar, age, s. 12
36. Bk. Yavuz, age, s. 71; Yavuzer, age. s. 150-151.
37. Baymur, age, s. 58; Yavuzer, age, s. 151.
38. Yavuz, age, s. 2
39. Baymur, age, ay.
40. Jacquin, age, s. 101; Ayhan, age, s. 203; Yavuz, age, s.3, 197.
41. Bk. Yavuz, age, s. 3. dipnot: 3.
42. Yavuz, age, s.3.
43. Gazzâü, el-munkizu Mine'd-Dalâl (çev. H. Güngör) Ank. 1960. s.67.
44. Yavuz, age, s. 4; Hz. Peygamber'in "Çocuklarınıza, yedi yaşına geldikleri zaman, namazı öğretiniz." (Ebû Dâvud, Salât, 25) hadisi, gerçekten dikkat çekicidir.
45. Yavuz, age, s. 4.
46. Jean Piaget, Çocukta Dil ve Düşünce, ist 1938, s. 67. Bk. Yavuz, age, s. 247-248.
47. B. Ziya Egemen, Terbiye ilminin Problemleri... Ank. 1965, s. 104.
48. Jacquin, age, s. 97.
49. Yavuz, age, s. 67.
50. Jacguin, age, 106.
51. A. Osman Ozcan, Din ve Ahlâk Eğitiminde Ailenin Rolü, Kubbealü Akade­mi meç. sy.4. îst. 1985, s. 16.
52. Yavuzer, age, s. 154.
53. Egemen, age, s. 104.

Kaynak: Çocuklarımıza ALLAH'ı Nasıl Anlatalım - Prof. Dr. Mehmet Emin AY , Timaş Yay.
Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com
Sayfayı Paylaşın                  Sayfayı RSS Ekleyin





 

   FORUM    ZİYARETÇİ DEFTERİ   BİZE ULAŞIN

www.mucahidler.com   |   www.hikayearsivi.net   |   www.durdane.net   |   www.sumeyyediyari.com

Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ

Google