Maddi imkanı olan yeni evli çiftlerin "balayı" olarak nitelendirdikleri, çeşitli tatil merkezlerinde geçirdikleri bir tatil sendromu bulunuyor. Batı kültüründen biz Müslümanların kültürüne de yerleşmiş olan bu kavram son yıllarda kendini bir hayli hissettiriyor.

          Müslümanlar olarak batı kültüründen bize gelen bu kavramı ancak inançlarımız ölçüsünde değerlendirerek kültürümüzde barındırabiliriz.

          Peki öyleyse bu kavramı hayat nizamımızın süzgecinden geçirerek nasıl kültürümüzde hak olarak barındırabiliriz?

          Eğer tatil mantığı yerine ibadet isteği, tatil yörelerinde gezinti yerine Rabbin mübarek kıldığı yerlerde O'nun rızasını, affını ve nimetini istemek tercih edilirse bu sorunun cevabı verilmiş olur.

          Düşünün bir... Daha yeni evlisiniz ve eşiniz ile birlikte o güzel topraklara gidiyorsunuz. Birlikte Allah Rasulünün yerine yerleştirdiği kara taşa selam veriyorsunuz. Onun ve arkadaşlarının söyleşi yaptıkları, ibadet ettikleri topraklara basıyor ve o ruhu içinizde hissediyorsunuz. Birlikte Hacer gibi koşuşturuyorsunuz Safa ile Merve arasında. Bedir'de mücadele veriyor, Uhud'da kahramanlıkları seyrediyorsunuz. Beyazlar içinde gösterişsiz bir yakarışla avuçlarınız O'na yöneliyor. Yaşlı gözlerle saadet, af, hikmet, inanç, sabır diliyorsunuz.


Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com

 

   FORUM    ZİYARETÇİ DEFTERİ   BİZE ULAŞIN

www.mucahidler.com   |   www.hikayearsivi.net   |   www.durdane.net   |   www.sumeyyediyari.com

Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ

Google