GÜNÜMÜZDE YAŞANAN KUŞAK ÇATIŞMALARI


İslam'la şereflendiğim senenin yazında babamla aramızda geçen bir konuşmayı paylaşıyorum sizlerle...Bundan önce ayrı bir tablo daha sunmak istiyorum, hayatın gerçeklerine dair..  Rumeysa BURSALI

     Kuşak çatışması deyince kafamda önceleri hep şöyle bir tablo canlanırdı:

     Baba: Kızım bu kıyafetin biraz açık değil mi? Kot pantolonun iyice vücuduna yapışmış, bluzunun da dekoltesi çok fazla...

     Kızı: Aman Baba...Artık herkes böyle giyiniyor. Hem benimkisi de bir şey mi sen avukat Ayhan Beyin kızı Selma'yı görsen öyle entel giyiniyor ki...

     Baba: Fesubhanallah... Giyinmenin de enteli olur muymuş? Kızım bana kalırsa bir genç kız daha eli yüzü düzgün şeyler giymeli, bizim zamanımızda...

     Kızı: Zaten beni hiç anlamıyorsun. Bir genç kız neler ister, neler hisseder hiç düşündüğün yok. Çağ değişti baba..

     Baba: Tamam kızım tamam. Yine tartışmayalım. Nereye gidiyorsun bu kıyafetinle onu söyle bakayım...

     Kızı: Lale'lere... Dansedeceğiz...

     Baba: Kiminle?

     Kızı: Murat'la. Yabancı değil, bizim üniversitede okuyor.

     Baba: Bak kızım. Elimizden geldiğince seni sıkmamaya, isteklerini karşılamaya çalışıyoruz. Ama dans partilerine, yarı çıplak vaziyette, üstelik de tnımadığımız elin adamıyla gitmene izin veremem. Belki şu anda bana kızacaksın. Büyüyünce, evlenince anlarsın bizleri senin başına kötü bir şey gelmesini istemiyoruz.

     Kızı: Bana güvenmiyor musunuz baba?

     Baba: Mesele sana güvenip güvenmememiz değil. Biz çevrene güvenmiyoruz.

     Kızı: Kısacası ben şimdi Leyla'lara gidemiyorum öyle mi baba?

     Baba: Evet...

     Kız kapıyı çarpar ve ağlayarak odadan çıkar. Odasında ailesinin herşeyde kendisini engellediğini oysa kendisi çocukları olursa ne kadar serbest ve avrupai yetiştireceğini düşünür.

     Bu tabloda babanın sözünü dayakla benimseten bir tip olması mümkündür. Kızın da yiyeceği tonlarca dayağa rağmen evinden kaçıp dansa gitmesi de...

     Diğerlerine nisbeten ılımlı bir tabloydu belki bu... Günümüzün aslına pamuk ipliği ile bağlı, avrupalılığı da tam hazmedememiş ailesinin bir örneği idi. Hayalimde canlanan...

     İslamla şereflendiğim senenin yazında babamla aramızda geçen bir konuşmayı aktarıyorum sizlere... Biraz önce verdiğim örnekle olan zıddiyetin iyice belirginleşmesi için bunu da baba kız diyaloğu şeklinde yazıyorum...

     Baba: Kızım ne bu halin, öcülere benzemişsin. iyice sarılıp sarmalanmışsın üzerindeki cübbe midir nedir? Bir daha görmeyeyim sırtında...

     Kız: Sarılıp sarmalanmadım baba.İslam'a uygun olarak örtündüm. Sırtımdaki de cübbe değil uzun pardesü...

     Baba: Çıkar onları bir daha da giyme. Allah'ım ne günah işledim de bu kız başıma bela oluyor...

     Kız: ...

     Baba: Yavrucuğum, kızım...Bak mahallemizde bir tane bile senin gibi var mı? Hoca'nın torunu belediyeye memure olarak girdi. Bir giydiğini bir daha giymiyor. Günah filan olsa ilk önce o sarmalanırdı değil mi?

     Kız: Ama baba, hocanın torunu İslam'ı bilmiyorsa ve uygulamıyorsa ben ne diye onu taklit edeyim. Hem sana kapanacağımı söylemiştim. İslam da kadına farz. Hangi kitaba baksan yazar, hangi hocaya sorsan söyler.

     Baba: O zaman gençlik hevesi dedim önemsemedim. O zaman böyle sarmalanmıyordun. Ben seni sıkmayayım 15 güne kalmaz açılır derken pardesü müdür nedir bu cübbeyi geçirdin üstüne. Senin beynini yıkıyorlar. Söyle Humeyni'den kaç dolar alıyorsun?

     Kız: Humeyni bana neden para versin? Allah Allah baba bunu da nereden duydun?

     Baba: Gazeteden okudum. Kafasını örtenlere ve çember sakal bırakanlara 50$ veriyorlarmış.

     Kız: Nasıl yetiştiriyorlarmış 50$'ı herkese. Hayli kapananlar, sakal bırakanlar var da.

     Baba: Orasını ben nerden bileyim. Sen şimdi nereye gideceksin bu kıyafetinle onu söyle bakayım.

     Kız: İzin verirsen sohbete baba...

     Baba: Ne sohbeti bu? Bende de akıl. Hangi sohbete gidilir bu kıyafetle. Tabii ki kocakarı sohbetine. Bak yavrum senin iyiliğin için söylüyorum. en güzel günlerini mahvediyorsun. Bu gençlik güzellik geçince ne yapacaksın. Artık iş işten geçecek en güzel çağlarımı kumaşlar içinde rezil etmişim diye üzüleceksin. Bak komşumuz İsmet Bey'lere. Ne kadar modern bir aile. kızı Nevin müfettişlik sınavını kazandı. Bütün mahallenin dilinde o, ya sen? Senden utanıyorum kızım. Beni elaleme rezil etme. Ben sana namaz kılma, oruç tutma diyor muyum? elbette bunları istiyorsan yapabilirsin. İslam en son en çağdaş dindir. Bunları yapmanda bir sakınca yok. Ama bazı şeyleri de İslam'a aitmiş gibi gösteriyorlar. Bunların İslam'da yeri yok. Bazı güzel kadınlara kötü gözle bakanlar olmuş onlar da fazla dikkat çekmemek için örtünmüşler. Kadını kafese tıkıp kullanmak isteyenler de bunlar Allah emridir diyor. Hem İslam ne emrediyor çağ sana uymuyorsa sen çağa uyacaksın...

     Kız: Ama baba, Kur'an-ı Kerim'de ayetle sabit baş örtüsünün ve kapanmanın farziyeti. Kuran'ın bir harfini bile reddeden kafirdir. Hem son söylediğinin islam'da yeri...

     Baba: Sözümü kesme. Onca kitaplar okuyorsun. Başımıza hoca kesildin. Bir babaya saygı nasıl olur onu bile öğrenememişsin. Bana kafir mi diyorsun sen şimdi?

     Kız: Özür dilerim baba. Saygısızlık yapmak istemdim...

     Baba: Tamam Tamam sus artık. Haaa ne diyordum? Ben sana mini etek giy, sokak sokak gez mi diyorum? Hangi baba kızının kötülüğünü ister. Senden istediğim sadece çağa uygun giyinmen ve yaşaman...

     Kız: Nasıl oluyor çağa uygun giyinmek ve yaşamak?

     Baba: Herkes ne giyiyorsa giyersin. Saçlarını yaptırırsın. Fazla yapmana izin vermem. Azıcık da makyaj. üniversitede okuyorsun, yarın öbür gün mezun olacaksın. Kim alır seni işe böyle heyula gibi. Patron, karşısında modern, bakımlı, hanım hanımcık, akıllı, çalışkan bir memur görmek ister.

     Kız: Pekiyi ben bu halimle akıllı, hanım hanımcık, çalışkan olsam yetmez mi?

     Baba: Ah benim saf kızım. Dış için göstergesidir. Herkes senin bu kıyafetinden onlardan olduğunu anlar.

     Kız: Onlar mı? onlar kim?

     Baba: Kim olacak. Türkiye'nin temeline dinamit sokmak isteyen şeriatçı teröristler.

     Kız: Baba ben derslerimi zorla yetiştiriyorum. O şeriatçı terörist dediklerinin de binbir türlü gaile var başlarında. Ellerinde silah çantalarında dinamit taşımaya ne zamanları müsait, ne de paraları. Bana kalırsa Türkiye'ye terör getirenler sizinkilerin gençleri baba...

     Baba: Bana kalırsa benimle alay mı ediyorsun?

     Kız: Hayır ama D..S.. Gençlik filan falan apartman basıyor, banka soyuyor da...

     Baba: Bana bak, başın sıkışınca konuyu değiştiriyorsun. Her nereye gidiyorsan bu kıyafetle gitmene izin vermiyorum. Çağdaş bir genç kız gibi giymediğin müddetçe bir yere gitmek yok. Ben .... Beyin kızı yobazlara karışmış dedirtmem anladın mı? Sana o kadar söylüyorum çağımızda haremlik- selamlık kalktı. Kız-Erkek arkadaşlarını bize davet et. Dansedin gülün eğlenin. Yarın öbürgün evleneceksin. Seni böyle kim alır haa. Hem erkekleri tanımadan nasıl mutlu bir yuva kurabilirsin. Senin aklına bu fikirleri sokan öğretmenleri, arkadaşlarını şikayet edeceğim. Seni kara örgütçülere bırakmayacağım. Şimdi doğru odana.

     Kız yavaşça odadan ayrılır, odasına çıkar, abdest alır 2 rekat namaz kılar. Babasını, bu fikirde olanları, kendisini ve tüm dünyayı Allah'a(c.c) havale eder.

     Bize "kuşak çatışmasıyla" benimsetilmek istenen tutucu aile serbestliğine özenen genç-kız delikanlı ikilisiydi.

     Peki ya "Gerici Kız", ilerici baba unsurlarında olursa bir kuşak çatışması Dünya psikoloji pedogoji belki de sosyoloji literatürüne alınmayacak mı?

     Bu problemlere karşı koruma tedbirleriniz, seminerleriniz, panelleriniz, aydınlatma ve geliştirme kurslarınız, Tv. alıcılarınız yok mu? Sayın yetkili ve etkili ilericilik temsilcileri...

     "Kuşak Çatışması" derdimizin çözümü için tavsiyelerinizi bekliyorum. Öğrenelim bakalım çağdaşlığın hangi derecesindeyiz...

Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com

                              Ana Sayfa  

 

www.mucahidler.com   |   www.hikayearsivi.net   |   www.ismailcetinhoca.com   |   www.sumeyyediyari.com

Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ