Sevgili Anneciğim!

          Ben yirmi yaşına yaklaşmış Allah'a hamd olsun, dinine bağlı bir gencim.Ancak kalbimi yaralayan sorunlarla boğuşuyorum.

          Bu sorunların Birincisi Şu; Ben bir gence elimde olmadan aşık oldum. Bazı hareketlerinden bana meylettiğini, bazı hareketlerinden de durumun böyle olmadığını anladım. Bir kız arkadaşım bana ondan bahsedince "beni bir eş olarak arzuluyorsa ailemden istesin" dedim, hala onu unutamıyorum. Ne yapayım?

          İkinci Sorun; Özellikle karşı cinsten birinin karşısında çok telaş ve sinir gerginliğinden dolayı bedenim ve elim titriyor, dilim tutuluyor, kendime hakim olamıyorum.

          Üçüncü Sorun; Ben hafif ve oynak birisiyim. Ağırbaşlı ve olgun bir kişi olmak istiyorum. Ancak çözümü bilmiyorum.


          Sevgili Kızım!

          Allah'dan imanını güçlendirmesini ve -haddi zatında kolay ve basit olarak gördüğün- sorunlarını çözmende yardımcın olmasını dilerim. Ancak sevgili kızım sen, az sabırlı, çabucak sıkıntılanan ve en basit şeylerden yorulan, bitkinleşen ve ümitsizliğe düşen bir neslin insanısın. Doğrudur, günümüzde gençte içsel gerginliği, ruhsal çatışmayı ve sinirsel sıkıntıyı çoğaltacak çok sebepler var. Ancak onlarda hiç olmazsa asgari derecede bir sabır ve tahammülü dahi bulamıyorum. Nasıl sabredeceğimizi ve baskılarla, sorunlarla ve yorgunluklarla nasıl mücadele edeceğimizi öğrenmemeiz zorunludur.

          Birinci Sorun; Önemli bir sorun değil! Her genç kız hoş, dindar, güzel ahlaklı ve kendisine münasip bir eşin rüyasını yaşar. Sen de her genç kız gibi bunu yaşıyorsun. Ancak bunda, yaşam gerçeklerinden uzak hayallere dalma.

          İkinci sorun da; Kendine güveninde eksiklik, konuşmanda ve yaptığın işlerde başarılı olamama korkun. Bunun çözümü de, kendine güvenmen ve başkalarını dinlemeyi konuşmanın önüne, düşünmeyi de acele ve hızlı cevap vermenin önüne geçirmendir.

          Üçüncü Sorun da; İkinci sorunun bir sonucu. Söylediğin şey gençlik devresinin özellikleri. Telaş, sıkıntı, stres, çabuk kızma, aşırı sinirlilik ve oynaklık...