SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Öğretme ve Öğrenme Hayanın Sınırları İçine Girmez

Öğretme ve Öğrenme Hayanın Sınırları İçine Girmez

Tarih 22 Ekim 2013, 17:01 Editör A.Kerim Melleş

İslâm Dîninin cinsel hayatımızla ilgili emirleri ve yasaklarını öğretir ve öğrenirken elbette cinsel organlardan ve bu organlardan çıkan meni, mezi ve kan gibi mayilerden söz edilecektir.

Açıklamaya çalıştığımız dinî önemi sebebiyledir ki Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed, cinsel hayatla ilgili ilâhî emirler ve yasakların öğrenimine pek büyük bir ehemmiyet vermiştir.

Allah’ın Resûlü dil edebi ve ciddiyetini korumakla beraber haya (utanma) duygusunu cinsel öğretimine engel kılmamış, cehâlete mahkûm eden utanmayı tasvîp buyurmamıştır.(*)

Haya (utanma) cinsel konuları, cinsel konular da hayayı çağrışım yaptırdığından, burada sırası gelmişken haya meselesine açıklık getirmeye çalışalım.

Haya; insanı eziklik ve pişmanlık duyacağı sözler, davranışlar ve işlerden koruyan bir iç duygusudur. Allah’a ve O’nun huzûrunda muhâkeme olunacağına îmanla gelişen haya, ilâhî emirler ve yasaklarla objektif ölçülerine bürünür. Öz cevheri insanın yapısında bulunan haya, Allah’a, melekler’e ve insanlara karşı haya kısımlarına ayrılır.

Her bir kısmı ile haya İslâmîdir. Sâhip olunması gereken dinî bir vasıftır. Haya bir hayırdır. İslâm Dini’nin bütün emirleri ve yasaklarını öğrenmek de büyük bir hayırdır. Hayır hayra köstek değil, destek olur. Nitekim Allah’ın

Resûlü “Gerçek haya, ancak hayır getirir.”(3) buyurmuşlardır. Bu sebeple haya, farz-ı ayın olan cinsel öğretime mâni görülmemiş, üstelik fazilet olarak yorumlanmıştır.

Yüce Peygamberimizin saygıdeğer eşi, sevgili annemiz Hz. Âişe (r.anha) Medine kökenli müslüman kadınları övgü için şöyle buyurmuştur:

“Onlar ne değerli kadınlardır; utanma duyguları dinlerini iyice öğrenmelerine engel olmadı.”(4)

İslâm Dîni’nin cinsel hayatımızla ilgili emirleri ve yasaklarını öğretir ve öğrenirken elbette cinsel organlardan ve bu organlardan çıkan meni, mezi ve kan gibi mayilerden söz edilecektir. Cinsel duygular ve bu duyguları oluşturup geliştiren davranış türleri araştırılacaktır. Elbette doğum bahse konu olacaktır. Cinsel vasıflı kusurları ve hastalıkları bilmek için cinsel organların fizik yapısı da ayrıntılarına varıncaya kadar araştırma ve gözleme tâbi tutulacaktır. Misalleri çoğaltabiliriz.

Eğer bütün bunlar İslâmî hayanın sınırları içine girseydi, bu Yüce Dîn kendi bütünü içinde çelişkiye düşmüş olurdu.

---------------------------
(*) Muhâtabının durumu açık bir beyanı gerektirmedikçe Allah’ın Resûlü erkek-kadın ilişkisinden, örtülü ifadelerle söz ederdi. Çünkü O, peygamberlik dönemi hayatının her anı ve safhasında kendisine indirilen Kur’ân’ı izlediği gibi cinsellikle ilgili üslûbuyla da Kur’ân’ı izliyordu.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de cinsellikle ilgili yasaklarını koyar ve açıklamalarda bulunurken, “cinsel birleşim” için kinayeli sözleri ve terkibleri kullanmıştır.

Bunlar arasında “teni ten üzerine koymak”, “kadınlara yaklaşmak”, “ekim alanına istenildiği şekilde gelmek”, “kadınlara girmek”, “kadınlardan yararlanmak”, “erkek kadını çepe çevre örtmek” vs. gibi ifadeler başta gelmektedir. (Bakara 187, 222, 223, Nisâ 24, 25, Araf 189).

Ancak bu Kur’ân’î ifadeler her fert tarafından anlaşılamayacağı, hatta yanlış anlaşılabileceği için, bütün müfessirler tefsirlerinde bu ifadeleri cima (cinsel ilişki) ve türevleri olan kelimelerle açıklamışlardır.

Her kültür seviyesindeki insana yönelik olduğumuz için biz de güvenilir müfessirlerin ve bilginlerin metodunu izleyerek, gerek âyet ve hadislerin tercümesinde ve gerekse konuların açıklanmasında anlaşılır ifadeleri benimsedik. Örneğin cinsel birleşim için yer yer “cinsel ilişki”, “cinsî münasebet” ve “cinsel temas” tabirlerini kullandık. İncelemenin tabîî akışı içinde kullanılması gerekli kelimeleri kullanmakdan kaçınmadık. Aslında kaçınamazdık da. Zira görevin, yasağın, suçun, tatminin, yoksulluğun, kıskançlığın, amacın vs. cinsel olanı da olmayanı da olduğu için buna mecbûrduk.

Sonuç olarak deriz ki kitabımızda kullandığımız üslûp; tefsîr, hadîs ve fıkıh kitaplarımızda kullanılan üslûpdur. Dinî kaynaklarımızdaki “Kitabü’t-Tahâreti”, “Kitabün-Nikâh” ve “Kitabü’l-Hazrîi vel-İbâhe” bölümleri, değindiğimiz üslûbun örnekleriyle doludur. Ne var ki biz Arabça ve Osmanlıca olan ve günümüz insanı tarafından anlaşılamayacak olan ifadeleri Türkçeleştirdik.

(3) C. Sağir 1/153.
(4) bak. Ahmet Davudoğlu, S. Müslim Tercüme ve Şerhi 2/547.

KAYNAK: Ali Rıza Demircan, "İslam'a Göre Cinsel Hayat", Beyan Yayınları, İstanbul 2008
Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com

Bu haber 2592 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İslâm'a Göre Cinsel Hayat-1

  • Sahâbiler Aldıkları Terbiye Gereği Gerçekçi İdiler
  • Cinsel Öğretimin Bir Arada Yapıldığı Oluyordu
  • Cinsel Öğretim Kadınları da İçine Alıyordu
  • Allahın Resûlünün Cinsel Öğretimi
  • Cinsel Görevler ve Haramlar, Âhiret Hayatımızla Yakından İlgilidir
  • Cinsel Nitelikli Farz Görevlerin ve Haramların Öğretimi Farzdır
  • Kurân ve Sünnet Ölçülerine Göre Cinsel Öğretim Farzdır
  • Mühim Bir Hatırlatma
  • Bir Sohbet
  • Önsöz
  • Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

    GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi